Sinem'le Tanış

Yalnızlık kader değil. Yalnız yaşamayı öğrenmek bir sanattır.

Merhaba!

Ben Sinem Direk!

Matematik öğretmeni, profesyonel koç ve Yalnız Yaşama Sanatı markasının kurucusuyum.

Ve evet, senin gibi bekâr bir kadınım.

Bu satırları yazarken 32 yaşında, hayatını elalemin isteklerine göre değil de kendi seçimleriyle kuran bekâr bir kadın olarak bekârlığın yalnızca  ‘single’  anlamına gelmediğini artık çok iyi biliyorum.

Türkiye’de bekârlık, çevrenden gelen  ‘E hadi, ne zaman evleneceksin!?’  sorusuyla, iş yerinde maruz kaldığın mobbing’le, ailenin ve toplumun senden bekledikleri kalın beklentilerle, arkadaşlarının hayatlarının başka yöne ilerlediğini görmekle ve bütün bunlar arasında kendini yalnız hissetmekle şekilleniyor.

Ben de bunların çoğunu (hatta hepsini!) senin gibi yaşadım, hala da yaşıyorum.

Bekâr olduğum için çalıştığım iş yerinde mobbing’e maruz kaldım. Önce epey kendimi sorguladım, bende yanlışlık var diye epey üzüldüm, kaygılandım. Bekâr olmanın getirdiği yan etkilerle baş etmekte oldukça zorlandım.

Bir süre terapi desteği aldım. Ardından kendimi daha yakından tanımak ve onca içsel ve dışsal gürültü arasında kkendimle daha sağlıklı bir ilişki kurmak için koçluk başta olmak üzere kişisel gelişim çalışmalarına yöneldim. Astroloji, mindfulness, somatik düzenleme ve dans çalışmaları kendimi daha iyi tanımama ve bekârlığın aslında benim bilinçli bir seçimim olduğunu anlamama yardımcı oldu. Kendimde bozukluk aramayı bırakıp kendimle olan temasımı güçlendirdikçe zihnimde sorun olarak büyüttüğüm bekâr olma halimi, keyif aldığım bir tekil yaşama dönüştürmeyi başardım.

Bu dönüşüm kanımca hiç bitmeyecek.

Ancak bu çalışmaların benim için en büyük katkısı bekârlığımdan dolayı kendimi bozuk ve düzeltilmesi gereken bir kadın olarak görmeyi bırakıp kendisiyle temasını kuvvetlendirmiş bir insan olarak görmeye başladım.

Bakış açımdaki bu dönüşümün zihnimi ne kadar berraklaştırdığını ve hayatımı ne kadar kolaylaştırıp keyif kattığını kelimelerle ifade etmem mümkün değil!

Yaptığım kişisel gelişim çalışmalarıyla yalnızlığımı değiştirmeden, yalnızlıkla kurduğum ilişkiyi değiştirebileceğimi fark ettim.

Bunu sen de yapabilir ve bekâr kadın sendromundan kurtulup kendine tekil halinle keyif alabileceğin bir hayat kesinlikle kurabilirsin!

Kendimi başkalarının hayatıyla kıyaslamak yerine kendi hayatımı sahiplenmeyi, dışarıdan gelen beklentilerle kendi ihtiyaçlarımı birbirinden ayırmayı, sınırlarımı korumayı ve sınır ihlallerini durdurmayı, duygularımı fark edip ifade etmeyi ve hayatımın tamamlanması için birinin gelmesini beklemeden kendi hayatımı inşa etmeyi öğrendim.

Bu kişisel gelişim süreci bana yalnız yaşamanın bir eksiklik değil, doğru kurgulandığında çok güçlü bir yaşam deneyimi olabileceğini gösterdi.

İşte YALNIZ YAŞAMA SANATI böyle doğdu!

Burada Ne Yapıyoruz?

Yalnız Yaşama Sanatı, senin gibi bekâr kadınların yaşadığı yalnızlık, toplumsal baskı, çevrenin beklentileri, ilişki ve evlilik üzerinden yapılan kıyaslamalar, sınır koyma güçlüğü ve kendini yetersiz hissetme gibi zorluklarla baş etmelerine destek olmak için oluşturduğum bir alan.

Bu alanda sana bekâr kalmayı kabullenmeni söylemiyoruz.

Tam tersine;

Kendi hayatını medeni durumun etrafında değil de kendi istek ve ihtiyaçlarını odağa alarak yeniden kurgulamanı sağlıyoruz.

Bunu, koçluk temelli açtığımız Yalnız Yaşama Sanatı Kız Kardeşlik Çemberlerimizde yapıyoruz.

Benim inancım şu:

Bir kadının değerini medeni durumu belirlemez.

Bir kadının yaşam başarısını evli olup olmadığı belirlemez.

Ve bir kadının mutlu bir hayat sürebilmesi için mutlaka bir partnerinin olması gerekmez.

Çemberlerimizin amacı şu:

Hayatının direksiyonunu, henüz hayatına girmemiş birinin eline bırakamazsın, bırakmamalısın.  

Çünkü inanıyorum ki, bekâr bir kadın olarak senin ve benim hayatımız birinin bizi seçmesiyle başlamaz.

Hayatımız zaten var.

Ve hayatımızı nasıl yaşayacağımıza medeni halimiz değil içimizdeki pusula yön vermeli.

YALNIZ YAŞAMA SANATI’na hoş geldin!

Çemberlerimizde görüşmek üzere!

Sevgilerimle,

 

Sinem.